İstanbul’u zor günler bekliyor

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » İstanbul’u zor günler bekliyor
Paylaş
Tarih : 21 Ocak 2015 - 11:59

  İstanbul'u zor günler bekliyor. Kentimiz, siyasi ve ekonomik krizini yapı sektörüyle aşmaya çalışan bir iktidar tarafından kuşatıldı. Bu iktidar ki kendi sermaye bloğuna sayısız ayrıcalıklar sağlayarak kentin sahillerini, parklarını, kamusal alanlarını sözde ‘kamulaştırarak’ sermayeye açıyor.

  Kim bu şirketler? Başta en büyük ihaleleri alan Cengiz, Limak, Kolin geliyor. Elektrik dağıtımından barajlara, 3.havalimanından büyük rezidans avm inşaatlarına kadar bir çok alanda faaliyet gösteren bu şirketler AKP’nin yeni besleme sermayeleri oldular.

   Kentin en olmadık yerleri, yani sahil kesimi, arkeolojik kazı alanları, deprem toplanma alanları, parkları, benzeri sermaye grupları için para kazanabilecekleri mekanlar haline gelmiş durumda.

   Devlet ve sermaye kenti yağmalamak için dört bir koldan saldırırken hukuk tanımıyor, kendi yazdıkları kanunları da çiğneyerek yollarına devam ediyorlar. Ataköy sahilindeki yapılaşma hakkında durdurma kararı uyarılara rağmen uygulanmıyor. Ruhsat iptali davasının kazanılması sonucunda da dosya kararı veren hakimden alınıp başka bir hakime veriliyor. Yeni atanan hakim öncekinin tersi bir karar çıkararak kent yağmasını kitabına uyduruyor.

   Göz göre göre sahillerimiz sermayenin para kazanacağı mekanlar haline gelirken, halk tepkisini sokakta ortaya koymaya başladı. Bakırköy Kent Savunması da böyle bir sürecin içinden doğdu.

   Ataköy’de yaşanan bu hukuksuzluğa karşı geçtiğimiz yaz ayında kitlesel bir eylem yapılarak sahili halktan ayıran demir kapılar kırılıp içeri girildi. Ataköy sahilinde yapılan basın açıklamasıyla hukuksuz bir şekilde devam eden inşaatlara karşı mücadelenin sürdürüleceğini söylemiş olduk.

  Ataköy’de başlayan bu süreç önümüzdeki günlerde de sahil hattı boyunca devam edecek gibi görünüyor. Bu çok yönlü saldırıya karşı sadece yerelden bir direnişle zafer kazanmak pek mümkün değil. Validebağ örneğinde yaşadığımız gibi kentin en ücra köşesindeki bir yağmayı, İstanbul’un hatta Ülkenin gündemi haline getirebildiğimizde durdurabileceğiz.

  Bunun için İstanbul Kent Savunması’nı olabildiğimiz bütün platform, dernek, siyasi parti, mahalle, sınıf, iş yerinde duyuralım. Duyuralım, çünkü İstanbul’un başı büyük dertte. Bu dertten onu ancak yaşam savunucuları kurtarabilir. Marmara çapında örgütlenen bir mitingle tehlikenin ne boyutta olduğunu göstermiş olduk.

  Ancak bu bir başlangıç bizim için. Ataköy sahilinden Validebağ’a, Yırca’dan Gerze’ye edindiğimiz tecrübelerimizle sermayenin akıl almaz saldırılarına meşru, militan mücadele hattını örgütlemeye başladık. Önümüzdeki süreçte Marmara’da gelişen kent ve doğa hakkı mücadelelerinin buluştuğu büyük bir forum gerçekleşecek. Mücadele deneyimleri, sorunlar ve çözümleri tartışılacak.

  İstanbul Kent Savunması içinde verilen kararlar en geniş kitleyle ve herkesin katılımına açık sürdürülüyor. Hiç bir parti, dernek tabiyeti olmadan da bireyler bu mücadele içinde bulunup karar mekanizmalarında olabiliyorlar. İstanbul Kent Savunması hem toplumsal muhalefetin birleşme mecrasını oluşturabiliyor, hem de kent yağmasına karşı büyük toplulukları harekete geçirebilme fırsatı sunuyor.

  Haziran süreci boyunca kazandığımız değerlerimizi ve mevzilerimizi ilerletme iktidarın karşısına bugün savunma yarın yeniden inşa etme şeklinde çıkarmalıyız. Haziran bizi sokağa çağırıyor. Haziran bizi sokakta birleşmeye çağırıyor.

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Oyların ne kadarı emanet ve hükümet nasıl kurulacak?
Oyların ne kadarı emanet ve hükümet nasıl kurulacak?

  Bir genel seçimi daha geride bıraktık. CHP’nin tek başına oylarını yükseltmesi AKP’nin hükümeti

Bir Koşu Devrim Deniz- Yusuf-Hüseyin
Bir Koşu Devrim Deniz- Yusuf-Hüseyin

(‘68’DEN ‘78’E BİR KOŞU DEVRİM) DENİZ-YUSUF-HÜSEYİN Esat Korkmaz   ‘68 Ruhu’nda sistemin doğasına

Bir Adım Daha
Bir Adım Daha

Farkında mısınız? İşten ,okuldan gelirken, alış-verişe giderken otobüste, vapurda gözlerini yatırıp uzaklara dalan gencin sizinle