Bir Koşu Devrim Deniz- Yusuf-Hüseyin

Ana Sayfa » Köşe Yazarları » Bir Koşu Devrim Deniz- Yusuf-Hüseyin
Paylaş
Tarih : 23 Mayıs 2015 - 11:49

(‘68’DEN ‘78’E BİR KOŞU DEVRİM)
DENİZ-YUSUF-HÜSEYİN
Esat Korkmaz
 
‘68 Ruhu’nda sistemin doğasına tepki,
her bireyde aynı duyguyu uyandırıyordu:
Bir koşu devrim.
 
 
Altı Mayıs, ‘68 Hareketi’nin ‘78 Hareketi’ne açılan penceresidir bir bakıma. 5-6 Mayıs1972’de Ankara Merkez Cezaevi’nde gece boyunca olağanüstü bir hareketlilik gözlendi. 6 Mayıs Hıdrellez’di; doğa canlanıyordu; doğadaki gizil nesnellik, yeni nesneler yaratmak için kendi kabından taşıyordu.
 
Havaya, suya, toprağa ve ete can yürürken, üç canın canı alınıyordu. Halk katında ve halk bilgeliği zemininde can ölmezdi; o nedenle Deniz’in, Yusuf’un ve Hüseyin’in canları, güvercin donuna (bedenine) uğurlandı.
 
‘68’in yarısı yaşam kadar ciddi ve yakıcı; diğer yarısı iyi düşünülmüş, kimi kez iyi örgütlenmiş bir şakaydı: Hangisinin hangisi olduğunu o günleri yaşayanlar bile çoğunlukla karıştırdı. Kim ne derse desin sayısız ölüye, binlerce yaralıya ve on binlerce tutukluya mal olan ‘68 hareketi bir nostalji olamaz; o hâlâ devrim tutkusunun sağ kalmasını sağlayan anahtar bir etken olarak yaşıyor, yaşayacak da.
 
1968 Hareketi, yeni bir rüzgârdı; esti alev aldı; fırtınaya dönüştü, yangın oldu; hem egemen sınıfları yaktı, hem de vadesi geldi kendini. ‘78 Hareketi, yangının kendisiydi; alev almaya gereksinimi yoktu zaten kendisi alevdi: Ancak 12 Eylül 1980’de daha vadesi gelmeden, üflenince sönüverdi.
 
1968 Hareketi, devrimi, ulaşılması olanaksız yerden ayağa indirdi: Herkes ayağını denk almalıydı; işte devrim geliyordu. Geriye bakıldığında yüzyıllar içine uzanıyor gözüküyordu; ileriye bakıldığında ise birkaç ay, birkaç yıl içinde gerçekleştirilecek devrim vardı: Çok değil, yakın gelecekte devlet olmayacak, mülkiyet ve para ortadan kalkacaktı. ‘68’li, bilincinin karşılığını yaşamın kendisinde bulamayınca lanet olsun, halk onları anlamıyordu. Seçeneksiz tasarımlarını inanç durumuna dönüştürdü: Ne var ki diyalektiğin yasaları inançtan bağımsız çalıştığından ‘68’liyi açığa düşürdü. O zaman düşünü gerçekleştirebilmek için ‘68’li; geleneksel aydınların yukarıdan aşağıya davranma, düşmanı içten ele geçirme ve bu yolla ulus-devleti kurtarma, bunun ideolojisi olan Kemalizmi kutsama akrabalığına soyundu. 1970’lere taşınıldığında, ‘78 Hareketi, gerçeğin ne olup olmadığını anladı: Öncü savaşçının kavgasıyla suni denge bozulmuştu ama amaçlandığı gibi oligarşinin her haltını gören kitleler harekete geçmemişti; tam tersine ulus-devlet sinirle öne fırlayıp ‘78 devrimcisinin anasını ağlattı.
 
Düşündürücü olan, bunca çetin bir kavga içinde yoğrulan ‘78 Kuşağı’nın düdük sesiyle birlikte sus pus olması ve dövüşmeden ölmesi idi.
 
Peki neden?
 
‘68’li birkaç saat içinde sen, ben, bizim oğlandan oluşan örgütü kuruveriyordu; güle oynaya kurduğu örgütle ıslık çalarak sınıf kavgasını gütmeye yöneldiğinde, -Eyvah yanlış iş yaptık; şöyle şöyle çalıştıktan sonra kuracaktık örgütü, demedi: Ok yaydan çıkmıştı bir kere. Usulcacıktan girdiği bu kavgada canlarını verdi.
‘78’li o yanlışı anlamış gözüktü; inadına çalıştı; -bir şeyler eksik kalmasın, dedi. Doğal olarak örgüt konusunda aşırı temkinliydi; örgüt kurmanın koşullarını yaratmak zordu. O denli dersine kaptırmıştı ki kendini çalan düdüğü bile güçlükle duydu: Herkes evine gidecekti. Umarsız başını önüne eğdi; evine gitti ya da gidemedi. ‘68’li kahramanlığa yüzlerce can bedel olarak yeterken, ‘78’li suskunluğa binlerce can bedel olarak verildi.
 
Biri efsane oldu, diğeri suskunluğuna karşın hem yaşamı hem de dili efsaneden arındırdı; tarihe ancak düşünerek bakabilenlerin bulabileceği bir izdüşüm bıraktı. Dışarıdan bakıldığında 50’ye yakın fraksiyon vardı ve hemen hemen hepsi illegaldi ama yaşamın kendisinde özellikle birbirlerine karşı yürüttükleri kavga nedeniyle deşifre oluyorlardı. Bol fraksiyon, bol popülizm demekti: Geri dönüşümle yerel değerlerin kılığına bürünerek kahramanlık odakları oluşturmak; uluslararası düzeyde mürit olarak kapaklanacakları bir yapı aramak ya da mürit olana karşı durumunu belirlemek her çevrenin varlık nedeniydi.
 
Bu kadar çevrenin içinde gezindiği halka gelince; onların bakışı pratik yarara dayanıyordu: İyi geçin, gerisine boş ver. Faşistlerden kurtulmuşlardı ya bu yeterdi onlara. İllegal yayınlar, legal ya da yarı-legal dağıtılıyor; bir yandan legaliteye küfredilirken, diğer yandan legalitenin büyüsüne binilip oradan oraya koşuluyordu. Düdük sesiyle birlikte legal oyun yasaklanınca, legalite illegaliteye sığmadı: O şanlı sol çevreler göz açıp kapayıncaya kadar eriyip gitti.
 
1968 Kuşağı ilkti; doğal olarak ondan çok söz edilecekti. O rüya idi; gerçekleşmeyen, ya da gerçekleştirilemeyen her özlem o rüyayı zenginleştirdi; rüya ile birlikte anımsanan ‘68’liyi besleyip büyüttü. ‘68 devrimciliğinin albenisine kapılındı ve al kanlar içinde devrimcilik yapan ‘78 Kuşağı’na haksızlık yapıldı.
 
Rüyalar, yıldız yetiştirirdi; ‘68’li yıldıza tapıldı; ‘78’linin nefer devrimcisi küçümsendi. Ölçüt gerçeklik olacaksa 1978 Kuşağı, daha gerçekti; tıpkı sen, ben gibi bir insandı; ‘68 Kuşağı, insanüstü idi, senden, benden farklıydı. Doğal olarak ‘68 Kuşağı’ndan daha dayanıklıydı; O’nun tanık olmadığı denli zorlu anti-faşist mücadeleler içinde pişti; faşist katliamlara direndi, devletin baskı ve işkencelerine göğüs gerdi. Ve açık söylemek gerekirse çoğundan da yüz akıyla çıktı. ‘68’li devrimci yaşamıyla da ölümüyle de efsane oldu göğe uçtu; hep başımızın üstünde dolaştı. Yaşamdan kopmak ‘78 devrimcisinin altından kalkamayacağı bir uzmanlıktı; yaşamın içinde kaldı ve tarihe bir iz düştü. Efsaneyle rüyayla izi buluşturmak ve gelecek kuşaklara taşımak üzere bir işaret fişeğine bağlayıp ateşlemek günümüz devrimcilerine düşüyor.
 

Etiketler :

SPONSOR REKLAMLAR

BENZER HABERLER

Oyların ne kadarı emanet ve hükümet nasıl kurulacak?
Oyların ne kadarı emanet ve hükümet nasıl kurulacak?

  Bir genel seçimi daha geride bıraktık. CHP’nin tek başına oylarını yükseltmesi AKP’nin hükümeti

Bir Adım Daha
Bir Adım Daha

Farkında mısınız? İşten ,okuldan gelirken, alış-verişe giderken otobüste, vapurda gözlerini yatırıp uzaklara dalan gencin sizinle

image
Zeki-Metin Yarım Kaldı

Ülkemizde sanat alanının “muhteşem” ikilileri vardır. Bunlar çok değişik nedenlerle bir araya gelmiş, yıllarca yan yana